KARADENİZLİ OLMAK BİR AYRICALIKTIR*

e-Posta Yazdır PDF
sezgin arıdıcı

     Söze nerden başlasam,nasıl anlatsam bilemiyorum.Kaçkarlar anlatılmaz yaşanır çünkü..Zaten  o güzellikler görülmeden ne kadar anlatsam da bir şeyler eksik kalacak.Yine de deneyeceğim…

     Kaçkar yazısı yazacağım ama biz Arıdıcılar için Kaçkar öncesi de  ilginizi çekeceğini tahmin ettiğim şeyler yaşandığımız için önce kısaca o bölümü anlatayım.Biz İzmir ekibinden önce yola çıkarak,Ankara'ya uğrayıp,yazlarını Ordu ili,Mesudiye ilçesi,Yeşilce beldesinde geçiren ailemin yanına gittik.Pazartesi Yeşilce'ye varıp,salı sabahı bizi bekleyen grupla yola çıktık.Dört günlük bir program yapılmış ve bütün hazırlıklar yapılmıştı.Daha sonra bu etkinliğimizin fotoğraflarını facebookda  paylaşacağım,eminim hepinizin çok hoşuna gidecek bu görüntüler.Ve seneye hep birlikte Yeşilce'ye gidelim diyeceksiniz :)))

     Dört günlük programımız genelde yağış altında geçti ve oldukça ıslandık.Bu yüzden birçok güzelliği de sisler ardında hayal meyal gördük.Ama o havanında ayrı bir güzelliği vardı ve orası Karadeniz’di.Islanmadan Karadeniz’de yürümek olağandışı bir durum olurdu ayrıca.Yeşilce kampımızın birinci günü  alabalık çiftliğine misafir olduk,gündüz etrafta bir keşif yürüyüşü ve akşamında tereyağda pişmiş muhteşem alabalıklarımızı yedik.İkinci gün hava çok izin vermediği için birkaç saatlik yürüyüş yapıp,Yeşilce belediyesinin kamp boyunca bize tahsis ettiği araç ile köyümüzün en büyük yaylası olan Çukuralan yaylasına geçip çadırlarımızı kurduk.Çok ıslandığımız için kıyafetleri ateşte kurutalım derken bir kısmını yaksak da,ayakkabıları kurutalım derken bir arkadaşımızınki yanıp tutuşsa da yaylamızın güzelliği ve Yeşilce Belediyesinin moral takviyesi için akşam Yayla Lokalinde bizim için düzenlediği  eğlence her şeyi unutturdu.Üçüncü gün,o bölgedeki 2360 rakımlı yükseltisi olan Eriçok Tepesini tırmandığımızda ,o an için kendimizi başarılı görsek de Kaçkarlardan sonra hiç de yüksek olmadığını düşündüğümü  söylemeden geçemeyeceğim.Son gün hava izin verdi ve tam istediğimiz gibi yürüyüş yaptık.Dört günün sonunda yorulsak da Kaçkarlar için antrenman ve tecrübe kazanmaktan mutlu olarak kamp etkinliğimizi bitirdik.

 

VENİ, VİDİ, VİCİ (TRANS KAÇKARLAR)

e-Posta Yazdır PDF
Okay Türkay

     Çok değil, daha bir yıl olmamıştır sanıyorum. Bir hafta sonu olmalı, evde TV izliyordum. Zaplarken KAÇKARLAR’ı  ve Kaçkarlar’da trekking’i gösteren bir gezi-belgesel programa rast geldim. Hayran hayran iç geçirerek seyrederken o sırada mutfakta olan eşime  seslendim.  Salona girdiğinde dudaklarımdan şu cümle döküldü: “Hanım şuralarda bir kez olsun trekking yapmadan ölürsem, mezar taşıma (HİÇ YAŞAMADI) diye yazdırıver.” O gün, o esnada, dudaklarımdan kendiliğinden dökülüveren bu cümledeki içtenliğin Tanrı katında naçiz ama samimi kulunun bir duası olarak işitilip kabul edileceğini nerden bilebilirdim?  Yakın vadede gerçekleşeceğini hiç düşünmediğim bu dilek aradan bir yıl geçmemişti ki,ben ve eşimle birlikte önümüzde ete kemiğe bürünüp gerçek oluvermişti.

     Aylar öncesinden Erzurum uçak biletlerimiz - ve dönüş için Trabzon - alındı. Haftalar kala dağ ve kamp için başta çadır ve uyku tulumlarımız olmak üzere araç gereç alışverişlerimiz yapıldı. 11 kişiden oluşan ekibimizle yine bir akşam, önceden o yörede zirve yapmış deneyimli arkadaşlarımızın katılımıyla son hazırlıklar gözden geçirildi. Deyim yerinde ise nefesler tutuldu, 30 Temmuz sabahı için geri sayım başladı. 8 kişilik ekibimiz ( Hasan Aslan ve Arıdıcı çifti Yusufeli’nde kafileye dahil olacaklardı) saat 06’da Menderes Hava Limanında buluştuğumuzda çocuklar gibi şendik.

     Saat tam 07,15 de havalanan uçağımız Erzurum’da piste tekerlek koyduğunda(*) saatler de 8,55’i gösteriyordu.

     Bagajlarımızı toparlayıp doğruca bizi hava alanında önceden anlaştığımız gibi bekleyen minibüse yerleştik. Ben kaptanımıza bizi kahvaltı edebileceğimiz güzel bir yere götür diyecekken rehberlerimizden Reşat Bey: “Çek bakalım doğruca Koç Cağ kebap salonuna “ demez mi? Bir anda kendimizi saat 10 da kebap yerken bulduk. Ayranlarımızı içip üstüne Erzurum usulü çaylarımızı da içtikten sonra, kaptanımız bizi saat 13,30 a kadar Erzurum’un tarihi yerlerini gezdirdi. Bu kısa sayılabilecek şehir turunda bile, bu kentimizin gerek Selçuklu ve gerekse Osmanlı döneminde ve gerekse Milli Mücadele’de ne kadar önemli bir işleve sahip olduğu tarihsel dokusundan hemen kolayca anlaşılıyordu. Milli Mücadele’nin temel taşlarının en önemlilerinden biri olan Erzurum Kongresi’nin bir okulun küçücük bir sınıfının sıralarında gerçekleştirildiğini görmek son derece çarpıcı idi.

 

KAÇKARLAR

e-Posta Yazdır PDF
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 / 22

Üye Giriş

ataturk-bayrak.jpg

Ataturk Diyor Ki

Umumi telgrafçılarımızın teşebbüsat ve harekatı milliyemize ifa eyledikleri fedakarane hizmetlerinin milli tarihimizde mühim mevkii vardır.

KİMLER BURADA?

Şu anda 46 konuk çevrimiçi

Albümler

Yeni Üyeler

nuka   unscared   seaman35  

Doğa 35 Haber Bülteni

İsim ve e-postanızı ekleyerek haber bültenine abone olun, etkinlik duyuruları, yeni haberler ve bilgiler e-posta adresinize gelsin.







Pusula Doğa Sporları